Ülkü Tamer Biyografisi

ulkutamer20 Şubat 1937 tarihinde Gaziantep’te doğdu. İstanbul’da Robert Kolej’i bitirdi (1958). Bir süre İstanbul Üniversitesi Gazetecilik Enstitüsü’nde okudu. Aktörlük, çevirmenlik yaptı. Milliyet ve Karacan yayınlarını yönetti. Kaynak (ilk şiiri, 1954), Pazar Postası, Yelken, Yeditepe, A ve özellikle Yeni Dergi’de yayımlanan şiir ve çevirilerle tanınan Tamer, 1960’tan sonra sözü edilen şairlerden biri oldu.

Şiirlerini Yanardağın Üstündeki Kuş adıyla, hikâyelerini Alleben Öyküleri adıyla bir araya topladı ve öyküleriyle 1991 Yunus Nadi Öykü Armağanı’nı kazandı. Anılarının bir bölümü Yaşamak Hatırlamaktır adıyla kitaplaştı (YKY, 1998). En son, Tagore-Profil adlı kitabı hazırlayan Ülkü Tamer ayrıca yetmişin üstünde kitap çevirdi; şiir antolojileri hazırladı. Edith Hamilton’dan Mitologya çevirisiyle TDK 1965 Çeviri Ödülü’nü kazandı.

Genellikle, kendine özgü duyarlıklardan değil de, başka kişilerin başka arayışların, duyarlıkların yaratışlarını paylaşıyormuş izlenimi veren ilk şiirlerinde kuşağının bağlandığı sözcükleri kullanma alışkanlığını yendiği zaman başarılı bir dil örgüsü kurabildi. 1964’ten sonra, kendi kişiliğini arama gereksinmesini duydukça, “çeviri şiir” havasından kurtuldu. Tadına vardığı gerçeklere bağlı, doğayı kendine özgü yorumlarla zorlamayan bir imge şiirine ulaştı. Toplumsal temaları işlerken de bu başarısını sürdürdü.

Yapıtları

Yaşamak Hatırlamaktır, Alleben Öyküleri, Yanardağın Üstündeki Kuş, Çağdaş Latin Amerika Şiiri Antolojisi, Bir Gün Ben Tiyatrodayken… ,Büyük Sözler / Güzel ve Etkili Konuşma Sanatı

Başlıca Çevirileri

Bir Savaş Vardı, Ezop Masalları, Gece, Grimm Masalları-1 / Altın Kuş, Hiroşima’nın Çiçekleri ve Tohumları, İhtiyar Balıkçı, Kadınsız Erkekler , Konuşan Fare Ralph, Küller ve Elmas, Mitologya, Mutlu Prens

Harry Potter Çevirileri

Harry Potter ve Felsefe Taşı

Kitapları ve Çevirileri

Alleben Öyküleri’nde Ülkü Tamer’den başka öykülere benzemeyen sıcak, yoğun, okuduğunuza değecek dört ilginç öykü sunuluyor: Sitti Zeynep, Çete İsmail, Şekerci Asım, Macı Hüseyin. Ülkü Tamer çok fazla öykü kaleme almayan bir yazar. Ancak her yazısında çok renkli ve canlı bir Türkçe çıkıyor karşımıza. İnsanlar üzerine kurulmuş ve yazarın doğduğu yer olan Gaziantep’te geçen öyküler için Fethi Naci: “Şu gayri insanileşmiş ülkemizde ilaç gibi geldi bana Ülkü Tamer’in hikâyeleri.” diyor.

Hiç öğrenci kartınızı Apollinaire imzaladı mı? Ya da Abdi İpekçi’yle Bodrum’a gittiğiniz oldu mu? Ya da Yılmaz Güney?.. Bir ilkokul öğretmeni olsaydınız Yılmaz Güney’i sınıfınıza götürebilir miydiniz? Yaşamak Hatırlamaktır’ı bir yaşamöyküsü olarak değil de “belirli bir sıra gözetilmeden, kendiliğinden beliren renkler” olarak tanımlayan şair, çevirmen Ülkü Tamer, bütün bunları gerçekleştirdi ama…Daha önce yayımlanan Alleben Anıları ve Yaşamak Hatırlamaktır’la birlikte, yayımlanmamış anıları da bulacağınız bu eğlenceli kitap, geçmişe yapılmış bir yolculuğun güleryüzlü seyir defteri. Ülkü Tamer’in Gaziantep, Robert Koleji, yazarlık, gazetecilik ve futbol anıları, Yaşamak Hatırlamaktır kitabının başlıca konularının oluşturuyor. Tamer’in, 1972 Noeli’nde, Brezilya milli takımını ezbere bilmesi sayesinde büyükelçiden özel bir vize alması mutlaka okunması gereken anılardan sadece biri.

Bira Savaş Vardı; Son dünya savaşının gelişmelerini savaş muhabiri olarak çeşitli cephelerde izlenmiş olan büyük romancı John Steinbeck, o korkunç yılları bir felsefe yazarı gözüyle anlatıyor. İnsanları seven ve onların acılarını yüreğinin derinliklerinde duyan bir yazarın gerçekten önemli bir kitabı bu.

Şöyle diyor Steinbeck, ‘Bir Savaş Vardı’ için:

‘Bu kitaptaki yazılar, ânında ve gerilim içinde yazılmaştır. Yıllar sonra, onları okurken, yalnızca karışık cümleleri düzelttim, tekrarları attım, yer adlarını ekledim. Asıl havaları olduğu gibi kaldı. İyiliksever peri ile cadaloz büyücü kadar gerçektir bu yazılar, herhangi bir efsane kadar doğrudur. Bir savaş vardı. Eskiden. Çok, çok eskiden.’

Ülkü Tamer’in çevirisi, yapıtın değerini artıran ayrı bir özellik.

Ansızın yakanıza ateşböceğinin yüzde biri büyüklüğünde bir pırıltı konsa ve sizinle konuşsa ne hissedersiniz? Yoksul bir ilkokul öğrencisi olan Muharrem, güneşin milyonlarca çocuğundan biri olan Günışığı’yla böyle tanışıyor ve Günışığı’nın yirmi dört saatlik yaşam süresi ikisi için de heyecan dolu bir serüvene dönüşüyor.

Ülkü Tamer Günışığı Hoşça Kal’da, gündoğumuyla başlayan ve günbatımıyla biten ama içine büyük bir sevgiyi sığdırmayı başaran kısa süreli bir dostluğun öyküsünü anlatıyor.

Arjantin, Bolivya, Brezilya, Ekvator, Guatemala, Haiti, Honduras, Küba, Meksika, Nikaragua, Peru, Porto Riko, Şili, Uruguay, Venezuela… Büyük bir kültürün, muhteşem bir coğrafyanın, bağımsızlık savaşlarının, askeri darbelerin, suikastlerin, kültür emperyalizminin, yerli yoksul halkın bitmeyen sorunlarının, devrimlerin, toplumsal çalkantıların beşiği Latin Amerika… Savaş şiiri, “modernismo”, “mundonovismo”, kübizm, “avant-garde”, “afro-american” gibi akımlardan etkilenen yüzlerce şairin yurdu… 1920’lerden itibaren Borges, Ruben Dario, Nicanor Parra, Eugenio Florit, Nicolas Gullien, Jorge Carrera Andrade, Octavio Paz, Cesar Vallejo, Otto D’Sola gibi dünyaca ünlü pek çok şairin yetiştiği verimli topraklar…

Değerli şair ve çevirmen Ülkü Tamer’in özenli seçimi, İngilizce ve İspanyolcadan yaptığı çevirilerle hazırladığı Çağdaş Latin Amerika Şiiri Antolojisi, elli şairden yüzlerce şiiri içeriyor. Birinci baskısı 1982 yılında yapılan antoloji, uzun bir aradan sonra yeni şiir severlerle buluşuyor.