Hogwarts Hayaletleri

Hogwarts, Britanya’nın en hayaletli binasıdır (burada çetin bir rekabet söz konusu çünkü dünyanın bu rutubetli adalarında, başka herhangi bir yerden daha çok hayalet görme/hissetme vakası bildirilmiştir). Şato hayaletler için uygun bir yer, çünkü her ne kadar eski anıları defalarca duymuş olsalar da mekanın yaşayanları ölü arkadaşlarına anlayışla ve hatta şefkatle yaklaşıyor.

Dört Hogwarts binasının her birine ait bir hayalet var. Slytherin, gümüşi kanlı kıyafetiyle dolaşan Kanlı Baron ile övünür. En az konuşan bina hayaleti ise uzun saçlı, güzel Gri Leydi’dir.

Hufflepuff binasının hayaleti Şişman Keşiş’tir. Köylüleri sadece çubukla dürterek Frengi hastalığını tedavi etmesi ve bardak telefondan tavşanı çekip çıkarması gibi bir kötü alışkanlığından dolayı üst düzey papazlar tarafından idam edilmiştir. Genelde ılımlı bir karakter olarak karşımıza çıksa da, Şişman Keşiş’te hiçbir zaman kardinal olmayı başaramamasının kırgınlığı vardır.

Gryffindor binası ise hayattayken Sir Nicholas de Mimsy-Porpington olarak bilinen Neredeyse Kafasız Nick’e ev sahipliği yapar. Biraz kendini beğenmiş ve biraz da düşündüğünden daha az yetenekli bir büyücü olarak Sir Nicholas, yaşamında VII. Henry’nin maiyetinde dolanırken, bir nedimeyi büyüyle güzelleştirmeye kalkışmak gibi aptalca bir harekette bulunmuş ve büyü ters tepince zavallı kadında fil dişi boy vermiştir. Asası alınan ve beceriksizce idam edilen Sir Nicholas’ın bu yüzden başı vücuduna bir miktar kas ve deri ile bağlı kalmıştır. Bu nedenle tamamen kafasız hayaletlere nazaran çektiği eksikliği sürekli hatırlamaktadır.

Bir başka önemli Hogwarts hayaleti de pek kullanılmayan kızlar tuvaletinde dolanan Mızmız Myrtle’dır. Myrtle öldüğünde Hogwarts’ta öğrenciydi ve ezeli rakibi, zorba Olive Hornby’e bulaşmak gibi kısa süreli bir amaç için ebediyen okula dönmeyi seçti. Tuvaletlerden birine saklanıp, fayanslarda inlemelerini ve uğuldamalarını yankılatan Mrytle, yıllar geçtikçe okulun en zavallı hayaleti olarak isim yaptı.

JK Rowling’in Düşünceleri

Mızmız Mrytle’ın esin kaynağı, özellikle partilerde ve benim gençliğimdeki diskolarda sıklıkla görülen, ortak tuvaletlerde ağlayan kız figürüdür. Görünen o ki erkekler tuvaletinde böyle bir şey olmuyor. O nedenle Harry ve Ron’u Sırlar Odası ve Melez Prens’te böylesine rahatsız ve yabancı bir ortama koymaktan zevk aldığımı söyleyebilirim.

Hogwarts’ın en yaratıcı hayaleti, tabii ki de, öğretmenler odasındaki şöminenin önünde uyuyakalan ve uyanıp bir sonraki dersini vermeye giderken vücudunu da geride bırakan eski Sihir Tarihi dersi öğretmeni, Profesör Binns’tir. Profesör Binns’in ölü olduğunu farkedip farketmediği konusunda hala bir tartışma vardır. Sınıfa karatahtanın içinden geçerek girmesi bunu ilk kez gören öğrencilere eğlenceli gelse de kendisinin en ilham veren öğretmen olduğunu söyleyemeyiz.

Profesör Binns’in esin kaynağı ise, her dersi neredeyse gözleri kapalı veren ayakları üzerinde öne arkaya ağır ağır sallanan, üniversitemdeki eski bir profesördü. Her ne kadar kendisi her dersinde inanılmaz sayıda değerli bilgiyi kussa da öğrencileriyle bağlarının kopuk olduğu bir gerçekti. Profesör Binns canlı öğrencilerinin belli belirsiz farkındadır ve kendisine soru sormaya başladıklarında da oldukça şaşırır.

Hogwarts için en başta hazırladığım ilk hayalet listesine Mrytle’ı aldım (ki önceleri adı Wailing Wanda” idi), Profesör Binns’i aldım, Gri Leydi’yi aldım (ki adı Whispering Layd idi) ve Kanlı Baron’u aldım. Bunların yanında Kara Şövalye, Kara Kurbağa (bütün ektoplazmasını sınıfta bıraktı) ve Edmund Grubb adında bir hayalet ki bunu kullanmadığıma pişmanım. İsminin yanına aldığım notta şunları yazmışım:  Yemekhane kapısının önünde belirir. Sırf kötülük olsun diye bazen insanların yemekhaneye girmesine izin vermez. Şişman Tutucu hayalet. (Zehirli böğürtlen yedi).

Prof Binns

Orijinal Hikaye: Pottermore

Çeviri: Seherbaz.com